19 Mart 2013 Salı

dubara

ego. yunanca'da "ben" demek. her dilde var olan bir kelime. ama evrim işte napıcaksın, bunu zamanla kelime halinden çıkarıp etten kemikten insana çevirmiş. al sana abiyogenez kanıtı. bunu sonra araştırırsın sen. bu egonun vücut bulduğu insanlar çoklar tabi. öyle de mutlular ki hallerinden. çünkü farkında değiller. mesela, belki sen bile (ya da bilemeyiz, ben bile) bu örneklerden biri olabilirsin. burda "ahah evet ya mallar" diye güldüğün insan topluluğunda sen de yer alıyor olabilirsin. ki bu, kuvvetle muhtemel.

şimdi bu bahsettiğimiz egolar, her yerde karşımıza çıkabiliyor. yine bir mesela, sen bunu okurken "ya bi defol, ergen misin nesin" tepkileri vereceksin ya, hah. işte bundan bahsediyorum. kimse kimsenin ne düşündüğüne önem vermiyor. hayatınızda, birini tanımak için en son ne zaman vakit harcadınız? öyle mutlusunuz ki hayatınızdan, öyle bilmişsiniz ki her şeyi, kimseyi dinlemeye vaktiniz yok. hep hızlı yaşamak istiyosunuz. olup bitsin, unutulsun. yemeğinizi hızlı yiyosunuz, arkadaşlarınızla ayak üstü muhabbetler ediyosunuz, kitap okuyosanız kısa ve sürükleyici olsun istiyosunuz... çünkü vaktiniz yok. hiç olmadı. yeni tanıştığınız birinin nelerle ilgilendiğini, ne yaptığını, ailesini, dertlerini dinlemiyorsunuz. çünkü işte dediğim gibi, zamanınız yok. işte bunların çoğunun sorumlusu yunan dili ve edebiyatı.

bir de hesaplar var. herkes hesaplıyor. "sabah uyanayım, elimi yüzümü yıkayıp kahvaltı edeyim. okula gideyim. okuldaki kıza bakayım. o da bakarsa belki tanışırım bugün. tanışırsam güzel olabilir yalnız ha. lan belki de tanışırsak akşam yemeğe falan çıkarız. sabah yeni gömleğimi mi giysem? bi de duş alayım madem. tanışma ihtimali çıkınca bi heyecan yaptım yalnız. bence o da benden hoşlanıyo ya kesin. ben ona göre davranayım da yarın faka basmayalım sonra. ulan acaba kızı nereye götürsem?..." gibi. insan hesaplamaya başladı mı işler çığrından çıkabiliyor. asıl değinmek istediğim nokta, bu hesapların tutmadığı nokta. işte burada insan berserker moda geçip "BU NE BİÇİM HAYAT LAN BÖYLE" ile başlayan çirkin işlere girişebiliyor. tabii bunu da yine yunan dili ve edebiyatı'nın hayatımıza kattıklarına bağlayabiliriz. çok basit; egomuz bizi ele geçirmeseydi, yaptığımız hesaptan bu kadar emin olmayacak, sonuçlarına daha iyi hazırlanabilecektik fakat olmadı. ya da egomuzu şişirsin diye yaptığımız bazı hesaplar tutmayınca daha sakin kalabilecektik.

yaşatmak için çırpındığınız bu parazit sizi ele geçirdiğinde komik şeyler çıkıyor ortaya. ona bir dur diyin. demezseniz de çok önemli değil. dünya sizin etrafınızda dönmeye devam eder. etrafınızdaki her şeyin kararını siz verirsiniz. beğenmediğiniz şeylere zevkle bok atarsınız. herkese her çeşit yalan söylersiniz. karşı cinsle ilişkileriniz şekilciliğin ötesine geçmez. hayattan çok zevk alırsınız ama çok derdiniz varmış gibi görünürsünüz. sevmediklerinize bok çuvalı muamelesi yaparsınız. sevdiklerinizi, en fazla kendinizi sevdiğiniz kadar seversiniz. yanlışlarınızı yüzünüze vuran insanlarla ilişkilerinizi koparır, bu yanlışlarınızı düzeltmeye çalışmazsınız. bunların hepsini yaparken de "ama napalım, ben de böyleyim." rahatlamasını yaşayıp kafanızı koyarsınız yastığa. artık oldunuz. iyi geceler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder