7 Şubat 2010 Pazar

narıdlaç..

"hi hi hi there."

evet, a clockwork orange'a selamı çaktıktan sonra yazıya başlayabilirim. plansız başlıyorum gerçi, allah sonumuzu hayır etsin.

...milleti bir "blogumun 1. yılı" heyecanı sarmış durumda. bi baktım, benim blog da 1 yaşını doldurmuş. "enee.." dedim, "ne çabuk büyüdün len.. heheh". yalnız bu 1 yılda diren 105, daçe 303 tane yazı yazmışken ben sadece 30 (yazıyla otuz) yazı yazarak kendime ait tembellik rekorunu 3.56 saniye geliştirdim. şimdi sen saldırcan burdan gazı alıp "evet abi, yazmıyosun, tembelsin işte" diye çemkiriceksin bana ama bi dur, bi soluklan. aklıma yazacak bişi gelmiyodu arkadaşım ne yapayım? adamlar üretken, ben diilim. saldırma bunun için bana. litfen ama...

...reklamlar yaratıcı olduklarında çok güzel şeyler aslında. tamam onlar olmasa kapitalizm diye bişi zor olur, tamam onlar dizinin, filmin içine ediyolar, ama sorarım size hanginiz hayatınızda kötü bir araba reklamı gördünüz? ben hiç görmedim. izlediğim bütün araba reklamları mükemmel. ince ince espriler, "biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu!" gibi iğneleyici, "driven by the future" gibi karizmatik sloganlar... bi de bu ara, feysbukta dolaşan bi reklam var: eti gofreti. feysbuk sayesinde yeniden hatırladığımız bu reklam kampanyasında "bitter çikolatalı eti gofreti'nin kulakçıklarını kesip saklayın...bi gün lazım olur!!" gibi komik, şakalı cümleler yer almakta. çocukluğuma döndüm sayesinde. muhteşem ya. diyeceğim odur ki: reklamların hepsi böyle olsun, zaping diye bişi kalmaz şu ülkede. yetkililere burdan şeyapıyorum...

...dün pınar'la konuşuyoruz. (ah keşke onun da blogu olsaydı da linki çaksaydım şurda.) muhabbet arasında aklıma geldi, telefonunu istedim pınar'ın. verdi o da, ben de çaldırdım ki numaramı kaydetsin. biz gençler arasında böyle bişi var işte neyse, buralar önemsiz detaylar. dedim ki çaldırdıktan sonra: "çaldıran bendim.." bunu der demez kafada bir ampul yandı, "oha.." dedim pınar'a, "tarihte çaldıran savaşı diye savaş olmasına ne diyosun peki?" güldük, eğlendik. o da bunu bloga yazmam önerisinde bulundu. yazdım ben de. (yazdım da noldu? şimdi daha mı iyi oldu yani pinark? sorarım.. hehe, şaka.)...

benim anektodum da bu kadar, napıcan sevgili okur. çaldıran savaşı varmış da, o da onu çaldırmış da bilmem ne. amaan. bu ne biçim hikaye lan.

hadi bitirdim tamam, esnemeyin daha fazla. evdekilere selamlar.

5 yorum:

  1. pınark ha? tanıdık kokular.. şu koskoca yıl içinde yaptıkça sevindiğim bir şey var ise o da şurda yazıyı okuyup bitirdikten sonra "gol getirir" e basmaktır. nice yazılara..

    YanıtlaSil
  2. eyvallah direnim.. hep beraber inşallah :)

    YanıtlaSil
  3. "direnk" diye düşününce "pinark"ın da "pinarg" olması gerekmiyor mu :D bu arada bir gol de benden.

    YanıtlaSil
  4. abi hayır. sonuna mutlaka "k" gelmeli. tadı öyle çıkıyo. misal "canerk", "pınark", "berkayk".. sence de daha mükemmel diil mi? :D

    YanıtlaSil
  5. çaldıran savaşı... müthiş :)

    YanıtlaSil